|
-
Ana
Sayfa
- Korkut
Eken Kimdir?
- Uçağa
Operasyon
- PKK
ile Mücadele
- MİT'e
Giriş
- Eken
ve Çatlı
- Ağar'ın
Teklifi
- Aşiretleri
İkna
- Kayıp
Silahlar
- Bu Ceza
Neden?
-
Kırcı'nın Mektubu
- Paşalardan
Destek
- Basında Korkut Eken
-
Sizden
Gelenler
-
Link
Verenler
- İletişim |
Kayıp Silahlar
"Türkiye'deki bombalı eylemler, orman yangınları hep komşu bir ülkede planlanıyordu. Özellikle komşu ülkedeki Lamia Kampı'nda bomba ve orman yakma eğitimleri verilen PKK'lılar Türkiye'ye gönderiliyordu. Türkiye'den bir tim gönderilerek komşu ülkenin ülkemize yönelik eylemlerine karşılık verilmesi, hatta bunun daha da sert yapılması planlandı. İsrail'den alınan 10 adet Jericho tabanca, 10 adet Micro Uzi tabanca, 10 adet Mini Uzi tabanca ve bunlara ait susturucuları Korkut Eken'e 24 Haziran 1994 tarihinde tutanakla teslim edildi...
Bu silahların bazılarıyla Lamia Kampı basılacak, eğitimdeki tüm teröristler öldürülecekti. Eylem için gidecek kişiler de belirlenmiş, bunların değişik günlerde komşu ülkeye sokulması planlanmış, eylemden önce buluşacakları yer de saptanmıştı. Suikast silahlarının bazıları da iki batı ülkesine ulaştırılacaktı. PKK'nın Avrupa Sorumlusu Kani Yılmaz ve DHKP-C Lideri Dursun Karataş hedef isimler arasındaydı...
O günlerde, Türkiye'yi sarsan Susurluk kazası meydana geldi. Milletvekili Sedat Bucak'ın otomobilinde bulunan silahlardan birisi Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkanlığı'na aitti. Bu olaydan sonra yurtdışındaki operasyonlar yatmış, silahlar istenmişti. Korkut Eken'in zimmetindeki silahlardan 5 Jericho, 3 Micro Uzi, 2 Mini Uzi tabanca ile bunlara ait susturucular gelmemişti. Teslim edilen kişiyle bağlantı kurulamıyordu..." *
Mehmet Ağar ifadesinde, Korkut Eken'e teslim edilmesini emrettiği silahlarla ilgili şunları söylüyor:
"Emniyet Genel Müdürlüğüm sırasında, ülkemizin içinde bulunduğu yoğun terör ortamı içerisinde, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü tehdit eden terör örgütlerine karşı topyekün mücadele konsepti içerisinde, her türlü riziko göze alınarak, kanuni çerçevede en etkili mücadele yürütülmüştür. Nemelazımcılık yapmaksızın, sorumluluk almaktan kaçmaksızın güvenlik ihtiyacı için lazım gelen tedbirler, her türlü cesaret ve görevseverlik duygusu içinde yerine getirilmiştir. Bahse konu olan olayda ani bir istihbarattan doğan fırsat operasyonunu değerlendirmek üzere sözü geçen silah ve techizat bilgim dahilinde zamanın Emniyet Genel Müdürlüğü Danışmanı Korkut Eken'e teslim edilmiştir. Konu, TCK'nın devletin ulusal şahsiyetine karşı cürümler başlığındaki (devlet sırrı) kapsamında olduğundan bu kadarlık bir savunma ile iktifa etmek zorunda olduğumu bilgilerinize sunarım."
**
Silahları, Daire Başkanı İbrahim Şahin'in talimatıyla Eken'e tutanak karşılığında teslim eden Operasyon ve Harekat Şube Müdür Yardımcısı Şemsettin Canpolat müfettişlere şu ifadeyi veriyor:
"İbrahim Şahin'in şifai talimatıyla, tutanakta belirtilen silahları Emekli Yarbay Korkut Eken'e verdim. Bunları teslim ederken yazılı talimat istemedim. Sebebini de sormadım. Çünkü bizim teşkilatımızda emir verilir ve gereği yapılır. Aksi takdirde Türkiye şartlarında terörle mücadele yapılamaz. Ayrıca Korkut Eken, bu ülkede vatan için herşeyini ortaya koymuş, bu işi en iyi bilen kişidir. Ben amirime, amirim de bana güvenir." **
Silahlar konusunda Korkut Eken'in ifadesi şöyle:
"Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Danışman olarak görev yaptığım sırada 24 Haziran 1994 tarihinde bazı silah ve mühimmatları, ismini veremeyeceğim yabancı bir ülkede çalışma yapılırken ihtiyaç halinde kullanılmak üzere zamanın Emniyet Genel Müdürü Sayın Mehmet Ağar'ın talimatıyla teslim aldım... Ancak 1996 yılının Mart ayında benim görevden ayrılmam ve bu silahların benden geri istenmesi nedeniyle temin edebildiklerimi Emniyet Genel Müdürlüğü'ne intikal ettirdim. Ancak bazılarını, bulundukları ülkede ortamın müsait olmaması nedeniyle görevli şahıslardan temin etmem mümkün olmadı. Ancak bu silahların da temin edilmesi için gerekli gayreti göstereceğim fakat temin edilmesi konusunda herhangi bir garanti vermem de mümkün değildir. Benim silahları teslim almam ve belirlenen amaç doğrultusunda kullanmam konusunda İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne sorulduğunda sizlere gerekli bilginin verileceği kanaatindeyim..."
*
Emniyetin çok gizli ve özel operasyonlar için İsrail'den satınaldığı suikast silahları kime, nasıl ve ne için verildi? Silahlar yurtdışına nasıl çıkarıldı? Susurluk kazasında ortaya çıkan silahlar Emniyet'e mi ait? Korkut Eken, "kayıp silahlar" hakkındaki soruları yanıtlıyor:
Emniyet'in kayıp silahları nerede?
Susurluk kazasında otomobil içinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait silahla benim uzaktan yakından bir ilgim de bilgim de yok. Benim aldığım silahların sayısı bellidir. Silahların senetleri ve seri numaraları bellidir. Hangi silahı aldığım, bunlardan kaçını iade ettiğimin Emniyet'te kayıtları da vardır. Eksik olan sekiz - on silah var. Onlar da belli. Hangi ülkeye gönderildiğini dönemin Başbakanı, Emniyet Genel Müdürü ve diğer bilmesi gereken yetkililer biliyor. Ben hangi ülkeye gönderildiğini söylemek istemiyorum.
Niçin açıklamak istemiyorsunuz?
Açıklayıp ülkeler arası siyasi bir skandala mı sebep olayım? Bir ülkede eylem yapmak herhalde suç. Silahlarla ilgili dava Ankara'da devam ediyor. Silahları hangi ülkeye gönderdiğimi ceza alsam da söylemeyeceğim.
Silahları emir almadan mı çıkardınız?
Yurtdışına emirsiz silah mı gider? Ben niye riske gireyim? Silahı niye alayım? Ben üç defa sordum emniyete, yetkililere "Kardeşim bu silahlar zimmetli mi?" diye. Emekli asker olduğum için bilirim, böyle durumlarda adama hesabını sorarlar.
Silahlar kayıtdışı mı?
Silahların kayıtdışı olduğu söylendi. Ama böyle olmadığı ortaya çıktı. Her ülkede kayıtdışı silahlar vardır. Türkiye'de de var. Özel operasyonlarda kullanmak üzere her ülkenin kayıtdışı silahları vardır. Ben bu silahları zimmetle teslim alırken kayıtdışı olup olmadığını sordum. Kayıtdışı olduğunu söylediler. Oysa öyle olmadığı ortaya çıktı. Yoksa kayıtlarda bulunan silahı yurtdışına gönderir miyim? Ben kendimi riske atar mıyım?
Yani gönderdiğiniz silahlar kayıtdışı silahlar değil miymiş?
Değilmiş.
Size niçin böyle yaptılar?
Anlamış değilim.
Yurtdışına silahları kendiliğinizden gönderebiliyor musunuz?
Yurtdışına yapılacak operasyonlar Başbakan'ın onayından geçer. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'a, Genelkurmay Başkanlığı'nın yapılacak operasyondan bilgisi olup olmadığını sordum. Ama ben gidip Başbakan'a soramam. Benim bağlı olduğum birim Emniyet Genel Müdürlüğü. Emniyet Genel Müdürü'ne sordum. Başbakan'ın haberinin olduğunu söyledi. Çünkü böyle bir emri Mehmet Ağar da kendiliğinden veremez. Genelkurmay'ın haberinin olmadığını öğrendim. Aynı gün Ağar, bilgi vermek üzere Genelkurmay Başkanlığı'na gitti.
Silahları hangi yolla gönderdiniz?
Silahları bir TIR'ın gizli bölmelerine koyup gönderdik. Eğer öyle yapmamış olsaydık, şoför gümrüğü geçerken renk verebilir, korkar, titrer ve bunun sonucu olarak da arama yapılabilirdi. Silahlar TIR'a gizlice yerleştirildi. Gittiği ülkede de oradaki arkadaşlarımız tarafından alındı.
Susurluk kazasında bulunan silah da mı sizin üzerinize zimmetliydi?
Hayır, benim o silahla hiçbir ilgim alakam yok. Benim üzerime zimmetli de değil. Ama bunu anlatamıyorum. Benim hangi silahları aldığım seri numaralarıyla belli. Aldığım zimmetli silahların yurtiçinde kullanıldığını tespit edin veya bir yerde bulunsun ben tüm suçlamaları kabul ederim. Yurtdışına silahları gönderen benim. Ama basın "Susurluk kazasında çıkan silahlar Korkut Eken'in eksik silahları" diye yazıyor. Alakam yok. Daha ne diyeyim, ne yapayım?
* Devletin Derinliklerinde, Saygı Öztürk, Ümit Yayıncılık
** Kod Adı Susurluk - Derin İlişkiler, Fikri Sağlar / Emin Özgönül, Boyut Kitapları
|